Bilgi nasıl güçlenir? Olumlu ve olumsuz, fayda ve zarar, iyi ve kötü, doğru ve yanlış gibi ayrımlarla bilginin güçlenmesine neden olunur. Olumlu olması için; fayda, kazanç, getirisi övülür ve özendirilir. Olumsuz olması içinde zarar, kayıp, getireceği hasarlar korkutularak uzak durulması sağlanır. Her ikisi de bilginin güçlenmesine neden olur, olumlu olunca ilgi artar, olumsuz olunca ilgisizlik artar.   

Güçlü bilgi ne demektir? Etkili, aktif ve sık kullanılan, canlı olan, inanılan, inanca dönüşmüş, duygular üreten, bedende kimyasal tepkimelere neden olan, mutlaka sonuçlara neden olan bilgilere güçlenmiş bilgilerdir. Güçlü bilgiler zaman içinde tekrar edilmelerinden dolayı büyüyerek güçlerine güç katarlar. Taraf olunan, etki altında kalınan ilgilenildiği için, sık tekrar edilen ve gündemde tutulan bilgilerdir.

Ne kadar çok olumlu büyütülürse o kadar çok ilgilenilmesine ve uzantısında tekrarın yapılmasına neden olunur. Ne kadar çok olumsuz büyütülürse o kadar ilgisiz kalınmasına ve uzak durulmasına neden olunur. Olumlu düşünmek, ilgi göstermektir, ilgi göstermek canlı tutarak büyütmek demektir, olumlu büyütmek demek ona can vererek, ondan beslenerek onun varlığınla, varlığının sürdürdüğüne inanmak demektir. Olumsuz büyütmek demek onu bir diktatör, kötü adam, bir düşman, bir ejderha gibi büyümesini sağlayarak aşılamaz sınırları olan büyük bir duvara dönüştürmek demektir.

Olumlu güçlendiğinde; ona biat edilir ve bağımlı olunur, onun taraftarı ve savunucusu olunur, fayda ve kazanç sağladığını, onun olumlu güçleri ve etkisi olduğuna inanılır. Onun her koşulda doğru olup destek verdiğini ve ondan gelen zararları ondan gelmediğini ret edilir yâda farkında olunmaz. Onun varlığını kayıp etmekten korkulur, onun esiri olunur, ona kendinden daha fazla inanılır, onu büyütür ve kendini küçültürsün, onu kendinden daha güçlü ve büyük görerek ondan gelecek umut yâda beklentilere tamah edilir.

Olumsuz büyüterek güçlendirmek; engelin ondan kaynaklandığına inanılır, olumsuz olduğunu, aşmanın mümkün olmadığına, kötü ama güçlü olduğunu, mutlak etkisi olduğunu, zarar ve hasar vereceğine, acı verdiğini, zorluk çıkarttığını, enerjiyi tükettiğini, olumsuz güçleri ve etkisi olduğuna inanılır. Üzüntü verir, öfke ve nefret duyulur ama ondan da korkulur. Korkulara neden olur, acı verir, zorlanılır, sınırların ve sınırlamaların ondan dolayı olduğuna inanılır, ondan uzak durulur, ondan kaçılır, onunla karşılaşılınca tedirgin olunur, panik yapılır, çaresizlikler artar, endişe ve kaygı oluşur.

Sigara içenler sigarayı büyütürler, alkolik olanlar alkolü büyütürler, uyuşturucu içinler uyuşturucuyu büyütürler, aynı gıdaları tüketenler o gıdayı büyütürler, acı çekenler acıyı, fazla miktarda tüketenler beslenme ve öğünü olumlu büyütürler. Fazla kilo olanlar, hareketsizliği olumlu, hareketi ve egzersizi olumsuz büyütürler.

Olumsuz taraf ne kadar çok olumsuz olarak anlatılırsa, olumlu tarafta olan enerjilerin istem dışı güçlendirilmiş olunur. Olumlu taraf ne kadar olumlu olarak anlatılırsa, olumsuz taraftaki enerjilerde istem dışı olumsuz olarak güçlendirilmiş olunur.

Bir gıdanın olumsuz taraflarını telkin etmek, başka bir gıdanın da olumlu taraflarının güçlenilmesine telkin etmek demektir. Yâda olumlu anlatıldığında da, diğer gıdaların olumsuz tarafları güçlenmiş olur. O yüzden gıdaların olumsuz taraflarından ziyade, genel olarak yüzleşerek nötrlemek daha doğru olur. Hareket ve egzersizlerin olumsuz tarafları anlatıldığında zorluk derecesi büyür ve uzak durulması artar ama aynı zamanda da hareketsizliğin olumlu tarafları da istem dışı güçlendirilmiş olunur.

Oysaki gıdalar ve beslenmek sıradan bir şeydir. Beslenmek, cesetlerin yenilme eylemidir. Abartılacak yâda büyütülecek bir durumu yoktur. Beden için beslenilir, gıdaları sen yersin o seni yemez, onun kafası çalışmaz, o seni seçemez, güç sendedir, onda bir güç ve zekâ yoktur, gıdalar ölü cesetlerdir.

Beslenme bir ekonomik getirisinin olması, bu alanda gelir elde eden birçok kişi ve kurumun oluşmasına neden olmuştur. Gıda üreticileri, reklamcılar, diyetisyen vs… saymakla bitmez. Gıda ve beslenme konusunda, ilginin oluşmasına, güçlenmesi ve büyümesine etki eden çok fazla miktarda arzların olmasıdır. Buda kişinin kafasında beslenme bilgilerinin güçlenmesine ve büyümesine neden olur. Tüketicilere gıdaları daha çok satmak için övmeleri, olumlu ve olumsuz taraflarından bahsetmeleri, gıdaların gücünün artmasına neden olur.

“Bal girmeyen eve doktor girer” oysaki bal arının dışkılamasıdır. Arının dışkısı, bir insanın varlığından nasıl daha güçlü ve etkili olabilir ki? “Süt kemiklere iyi gelir” sağlığa ve var olmaya neden olan bir sihir gibi. Yetişkin olup da süt içen doğada bir hayvan yoktur, süt memeli hayvanların hamile kaldığında yavruları için yaradılışın hediyesi olan bir besindir, yetişkinlerin kemikleri için değildir. Gıdaların olumlu övülmesine gerek yoktur, bu durum kişinin o gıdayı daha fazla tüketmesine neden olur. Süt ve bal sağlık mesajı içerdiğinde, diğer olumsuz gıdalarında hastalık mesajı içerdiği bilgisi istem dışı güçlendirilmiş olunur.

“Gel biraz otur çok hareket ettin yorulmuşsundur, hareketliliğinden dolayı üşütüp hastalındın, bu kadar hareket edersen enerjin kalmaz, çok hareket ediyorsun tabi ki yorgun düşersin, çok çalıştığın için erkenden yaşlandın, bu hareketle her kes sakatlanır” gibi her türlü hareketi kötüleyen ve olumsuzlaştıran mesajlar hareketin zarar veren bir öcü gibi algılamasına ve aynı zamanda istem dışı hareketsizliğin övülmesini güçlendirir.

Yıllar içinde kafanda kiloları, gıdaları, beslenmeyi, öğünleri, hareketsizliği, hareketi ve egzersizi büyütmüşsün. Onları büyütürken, dolayısıyla kendini de istem dışı küçültmene neden olmuşsun. Onların büyüklüğü senin önünde kocaman bir duvar olmuş ve kendinde o kadar duvarı aşamayacak küçüklüğe dönüştürmüşsün. Oysaki o duvar bilincinde ürettiğin soyut bir duvardır, gerçekte olmayan ama senin dünyanda gerçek gibi algıladığın sana ait sanal bir engeldir.

Hareketi, egzersizi, kiloları kafanda olumsuz yönde büyütmüşsün, seni korkutan ve engelleyen bir düşman ejderha gibi. Beslenmeyi, hareketsizliği, öğünleri, gıdaları o kadar olumlu büyütmüşsün ki, en sevdiğin annen ve baban gibi. Birinden korkuyor ve geri duruyorsun, diğerini seviyor ve onların sınırlarının dışına çıkamıyorsun. Ne düşmanını yenebiliyorsun, ne de ebeveynlerini sendeki olan kontrolünden kurtulup, kendin olamıyor ve özgürleşemiyorsun. Çünkü kendinde onları aşacak gücü bulamıyorsun, onlara kendini olumlu ve olumsuz bağımlı yapmış ve onları bilincinde büyütmüşsün.

Hayatında iki tane büyük güç vardır, birincisi Yaradandır. İkincisi de, Yaradan’ın yaratığı sensin. Sihir ve gücü başka yerde arama. Yaradan her şeyin sahibi olan yaratıcıdır, sende onun yaratıklarından sadece üretensindir. O yüzden başka bir şeyi gözünde büyütmene gere yoktur. Büyüteceksen her şeyin sahibi olan Yaradan’ı ve onun yarattığı seni büyüt. Kendini büyütmek narsistik, egoistlik yâda bencilik değildir. Kendini büyütmek özgüvendir, öz-izimdir, yardana ve yaradılışından ötürü şükür etmektir.  

Yazan Deniz Egece

Paylaş

Yorum yaz

Lütfen yorum yazın
Lütfen adınızı buraya girin