Duygu ile ilgili Videoyu seyretmek için tıkla…

          Duygularımız düşüncelerimizin, hormonlarımızı da duygularımızın uzantısıdır.

Duygular tamamı sonradan öğreti yoluyla öğrenilen ve hormonsal tepkimeye sebep olan frekansı yükselmiş inançların uzantısıdır. Düşünce, niyet, inanç, duygu ve davranışlar her biri bilginin uzantıları olup bilginin yükselerek artmış olan frekanslarıdır.

Bir duygu yaşıyorsan uzantısı olan eş anlamlı inançlara sahip olduğun için o duyguyu hissediyorsun demektir. Bir film izlerken anne ya da baba imajı ya da hikâyesi, birçok kişinin baba ya da annen hakkındaki inançlarına hitap ettiği için o kişilerin duygularını tetiklenmesine ya da ortaya çıkmasına sebep olunur.

Evrensel olmayıp bölgesel deyimler, sözler, telkinler, fıkralar, hikâyeler, kitaplar ya da filimler başka bir kültür ya da milletlerde etkisi ya da o duyguların ortaya çıkmasına neden olmaya bilir. Bir bölgeye ait olan inançlar o bölge insanına duygularının ortaya çıkmasına neden olur. Örneğin bir Fransız, “Ne mutlu Türküm” söyleminden hiçbir duygu hissetmezken, bir Türk için birçok farklı duyguların ortaya çıkmasına neden olur.  

Kişinin bir yiyecek ve içecek hakkında inancı güçlüyse, o kişi o yiyeceği gördüğünde, işittiğin de ya da yediğinde, inancının uzantısındaki duygu ortaya çıkar. Bu duygu olumlu ya da olumsuz duygular olması, kişini olumlu ya da olumsuz inancı ile eş uzantılıdır.

Duygu demek taraftar olmaktır, buda bağımlılık demektir.

Yiyecek ve içeceklerle duygusal bir bağ kurulmuş ise kişi onlar hakkında çok çeşitli ve güçlendirilmiş bilgi ve düşünceleri var demektir. Buda bağımlılığın oluşmasına ya da devam etmesine neden olur. Duygusal açlık ya da duygusal beslenme buradan gelir. Kişi yediği ve içtikleri ile ilişkilendirmiş olduğu duyguları bir süre sonra bir biri ile bütünleşir. Kişide o duygu eksik olunca ya da özlem duyunca yiyecek ve içeceklerle beslenmeye yönlenir. Ya da yiyecek ve içecekleri yediğinde o duyguyu tekrar tekrar yaşamasına neden olur. 

Duygular aynı mesajı veren çeşitli düşüncelerinin birleşiminden ortay çıkan inancın uzantısıdır. Duyguların frekans titreşimi inançlardan daha yüksektir, o yüzden her duygu mutlaka bedende hormon salgılanmasına sebep olur. Farklı duyguların da farklı hormonların ortaya çıkmasına neden olur. 

Hormonlar iç salgı bezleri tarafından salgılana ve kana geçen bir nevi uyarıcı maddelerdir. Erkeklik inançları çok ve güçlü olan kişilerde “testosteron” hormonu üretirken, dişilik inançları çok ve güçlü olanlarda “östrojen” hormonu üretimi artar. Heyecan ve korku içeren duygularda da “adrenalin”, strese neden olan duygular ortaya çıktığında da “kortizol” hormonu ortaya çıkar. 

Çikolata hakkında öğrenilmiş bilgiler endorfin üretir. 

Çikolata hakkında mutlu eden mesajlara sahip ve doğru olduğuna inanana bir kişi, mutluluk duygusunun ortaya çıkmasına ve endorfin hormonunun üretilmesine sebep olur. “Çikolata sevgi mesajı ve anlamı içerir, çikolata yaşamın tadıdır, tatlı yiyelim tatlı sohbet edelim, çikolata mutluluk verir, sevgiyi belirten ortamlarda çikolata ikram edilir, çocukken ağladığımda çikolata verirlerdi, çikolata bir ödülü temsil eder, yaşadığım güzel anlarda çikolata ve tatlı da vardır, özlem duyduğum kişiler geldiklerinde çikolata getirirlerdi vb…” Farklı ama aynı mesaj veren, bilgi ve düşünce çeşidi tarafından çikolata “mutlulukla” ilişkilendirilmiştir.

Kişi bunun zıddındaki bir duygusal durumda ihtiyaçlarını gidermek için çikolata tüketimin artırır, besleyemediği duyguları beslemek adına çikolata ya da tatlı tüketimi ile ihtiyacı karşılar. Bilimsel olarak çikolatayı oluşturan hammaddelerin “endorfin” üretir diye bir bilimsel gerçek yoktur. Endorfin mutluluk hormonu diye adlandırılır, fakat “ seks, dokunma ve dokunulma, orgazm, fiziksel hareketlilik” gibi davranışlarda da “endorfin” salgılaması ortay çıkartır. Burada da mutluluk mesajları içerir. “varım, tamım, kabul ediliyorum başarıyorum, beğeniliyorum, çekiciyim, hareket ediyorsam yaşıyorum, kendime yetiyorum, onaylanıyorum ” gibi mesajları içerir.

Aynı hormonun ortaya çıkmasına neden olan mutlu edici mesajların arasında ki fark ise birisi öz bilginin, diğeri ise ego bilginin tetiklediği duygulardır. Çikolata sonradan şartlandırılarak ve  ilişkilendirilerek öğretilmiş bir duygudur. Seks öğretilmese de istem dışı ortaya çıkan bir duygu durumudur. Her türlü mutluluğu oluşturan düşüncelerin çokluğu kişinin mutlu olmasına ve uzantısında endorfin hormonu bedenine salgılamasına sebep olur.


Kiloluların yemek yedikten sonra suçluluk ya da pişmanlık duygusunu sebep olan durum ise yanlış ya da hatalı olduklarına inanmalarıdır.“ Çok yedim kilo alırım, bu şekilde kilo veremem, kendime yine zarar verdim, hani zayıflayacaktım, yemek yüzünden zayıflayamıyorum, yediklerim yine kilo yapacak, bu kadar yenilirse kilo alınır, irademe yenik düşüyorum, boğazımı tutamıyorum, kilo eşittir yemek… vb.” düşüncelerin suçluluk ya da pişmanlık duygusunun ortaya çıkmasına neden olur. Doğru olduğuna inanılan ama gerçekte kilo alımına neden olan yanlış inançlarla yüzleş ildiğinde suçluluk ya da pişmanlık duygusu ortadan kalkar.

Beslenmenin kilo aldırdığına değil de, hareketsizliğin kilo aldırdığı (haraketliliğin kilo verdirdiğini) inancı beslendiğinde ortaya çıkan pişmanlık ya da suçluluk duygusunu ortadan kaldırır. Bu sefer hareket etmediğinde suçluluk ve pişmanlık duygusu üretir. Duygular hangi istikamette çıkarsa kişi onu daha çok yapıyor olacaktır, buda bir süre sonra hareketin artarak kilo problemin bitmesine neden olur. Duygular duyguların uzantısındaki davranış ve eylemleri üretir. 

Duygularımız düşüncelerimizin, hormonlarımızı da duygularımızın uzantısıdır.

Deniz Egece…ş2s

Paylaş

Yorum yaz

Lütfen yorum yazın
Lütfen adınızı buraya girin