Özellikle iki ile oniki yaşa arsında çocukların bilinçaltları ebeveynlerinin öğreti ve telkinleri doğrultusunda oluşur. Bilinçaltlarına giren bilgileri filtre edebilecek bilinç üstü gelişmemiştir, bu yüzden de ebeveynlerin, çevrenin ya da medyanın verdiği bilgileri muhakemem etmeden kabul ederek öğrenir. Bilinçaltı ilk bu yaşlarda şekillenir ve tüm ömründe değiştirmez ise bu bilgiler doğrultusunda davranışlarını uygulayarak yaşar ve yaşatır. O dönemlerinde hareketin kötülenmesi ve hareketsizliğin övülerek yetiştirilmesi, çocuğun tüm yaşamında hareketsiz kalmasına ve yaşamın getirirlerinde daha az başarılı olmasına neden olur.

Toplum da hareketsiz olan çocukların “uslu ve akıllı” olduğuna dâhil bir görüş vardır. Toplum uslu uslu oturan çocuklara “çok akıllı maşallah” gibi telkinlerle yaklaşır, çocuk da hareketsizliği akıllı olmakla ilişkilendirir ve hareketsiz olmanın olumlu olduğu inancını ve algısını oluşturur. Hareketli olan çocuklara da “yaramaz” telkinlerinde bulunulması, çocuğun hareketi yaramazlıkla ilişkilendirmesine ve hareketli olmanın olumsuz olduğu inancını ve algısını oluşmasına neden olur.

Hareketliliği olumsuz, hareketsizliğe olumlu olduğuna inanın çocuğun, tüm ömründeki harekete dayalı işlerden kaçmasına, zaman içinde daha az hareketli olmasına ve harekete dayalı işlerde başarısız olmasına ve fazla kilo almasına neden olur.

Üstelik ebeveynler hareketliliği yüzünden kızıyor ve bağırıyorsa bu durumu sorunu daha da derinleştirir. Aile fertleri çocuklara sarılmayıp sevgilerini ifade etmiyorlarsa durum daha da vahimleşir. Bilinçaltına şu mesaj gider; hareket edersem ebeveynlerim bana yaramaz, kötü, yanlış, hatalı olarak nitelendirir, ben sevmeyecekler, beni dışlayacaklalar, ailenin bir ferdi olamam, beni sokağa atarlar…vb gibi düşüncelerle çocuk kendi kendini korkutur. Bu korku duygusu, çocuğun harekete olan öfkesini ve hareketsizliğe olan sevgisini artıracaktır.  

Çocuk yaşta hastalanmış bir çocuğu, “sen geçmişte hastalandın ve ilaçlar aldın, bu yüzden kilolusun” gibi telkinler edildiğinde, çocuk bunun gerçek olduğuna inanarak kilolu yaşam sürmesine neden olur. Oysaki bu doğru değildir, geçmişteki hastalığı yüzünden alınan ilaçlar kilo aldırmamıştır. Hastalığı yüzünden hareketsiz kalması birkaç kilo almasına neden olmuş olabilir, fakat bugün kilolu olmasının nedeni ilaçların kimyası değildir, hareketsiz kalmasından kaynaklanmaktadır. Bu yanlış bilgi çocuğa sık sık telkin edildiğinde, tüm ömründe ilaçlar yüzünden kiloluyum düşüncesiyle yaşamasına, fikrin ardına saklanmasına ve bu düşünce den de bir türlü kurtulamamasına neden olur.

Hiperaktif ya da hareketli çocukların, çocuk yaşta ilaç almaları ya da ebeveynler tarafından hareketin kısıtlanması, hareket hakkında olumsuz yaklaşımları, çocukların fazla kilo almasına ya da yetişkin olduklarında kilolu olmasına neden olur. Küçük yaşta hiperaktif olma durumundan dolayı da, ilaçlarla tedaviye yönel inmesi çocuğun beyninin uyuşturularak hareketsiz olması demektir. Bu yaklaşım çocuğun tüm ömründe bir çok konuda zarar verir. Oysaki hiperaktif olma durumu ilaç kullanılmadan, doğru yönlendirme, yaklaşım, eğitim ve terapilerle çözümlene bilinir.

Çocukların yaramazlık ya da gürültü yapmasınlar diye, birçok ebeveyn çocukların internet ya da televizyon karşısında büyütürler. Bu durumda hareketsiz yetişmesinin ilk tohumları atılmaktadır.

Çocuklara eğitim ile iyi bir gelecek verme beklentileri ile yapılan ezberci ve baskıcı eğitimlerde, olumsuz yan etkilere neden olur. Sınav stresleri, derece yarışmaları, ders notlarına göre başarı, başka çocuklarla kıyaslama gibi yaklaşımlar, çocuğun bir tür baskılanmasına ve sürekli oturarak ders çalışmasına neden olur. Çocukluğunu yaşayamamasına ve harekete dayalı oyunlarla öğrenme durumu yerine oturarak öğrenme durumu neden olur. Bu da zaman içinde hareketsizlik miktarının artmasına ve hareketsiz kalmayı şartlanması demektir. Yetişkin olan bu çocuk oturarak yapılacak işlerde başarı elde etmesine, fakat harekete dayalı işlerde başarısız olmasına neden olur.

Özelikle kız çocuklarının ahlak ve güvenliği için yapılan sınırlama ve kısıtlamalar, yetişkin olunduğunda birçok olumsuz yan etkilerin ortaya çıkmasında etkilidir. Kız çocuklarının sınırlayarak koruma anlayışı, yetişkinlikte başkalarına bağımlı yaşamalarına, kendi beklentileri doğrultusunda yaşayamamaları ve aynı zamanda harekete dayalı işlerde başarısız olmalarına neden olur.

Baba, anne, abi ya da öğrendiklerinden dolayı çocuğun kendine olan dominant, sınırlı, kısıtlayıcı yaklaşımları, alt bölgelerde daha fazla kiloların ortaya çıkması demektir. Yetişkin kız ve kadınlardaki popo, kalça, baldır ya da bacaklardaki yağlanmanın nedeni, bacak ve popo bölgelerinin daha az kullanmaları ve daha az hareket ettirmeleri sonucudur. Kız çocuklarının ev içindeki kısıtlı alanda sıkışıp kalmaları ve erkek çocuklarına göre harekete dayalı daha sınırlı yaşam sürmeleri, bacaklarını daha az kullanmalarına etki eder. Bu durum da alt bölgelerdeki kasların güçsüz kalmasına ve yağlarından ilk önce bu bölgelere hücum etmesine neden olur.

Yazan: Deniz Egece 

Paylaş

Yorum yaz

Lütfen yorum yazın
Lütfen adınızı buraya girin