Yasak, bir işin yapılmasına karşı olan, yapılmaması istenmiş olan kavramdır. Öz bilincimizin ihtiyaçları olan nefes, su, uyku, ilgi, sevgi, hareket, dokunulmak gibi ihtiyaçlarımız kısıtlandığında beden ve yaşam süreç içerisinde yok olur. Öz ihtiyaçlarına ve öz bilincine koyduğun yasaklar seni yaşlandırır, hastalandırır ya da fazla kiloların oluşmasına sebep olur. Yasaklar tetikleyici ve çağırıcı özelliğe sahiptir. Yasaklar, bilinçaltı için tekrarlamak ve güçlendirmek anlamına gelir. Öz ihtiyaçlarına yasak koyman bilinçaltı için kabul edilemez bir durum olduğundan buna direnç gösterecektir, çünkü yasaklar ilgiyi güçlendirir.

Nefes almanın yasaklandığını ya da birçok nefes alma tekniği öğrendiğini düşünelim, bu durumda beden ne yapar? Çok basit, alışmış olduğu tarzda nefes almaya devam eder. Ta ki ona yeni bir nefes alma tarzının doğrularını, faydalı yönlerini, tekrar tekrar anlatıp onu ikna edene kadar. Yasaklar yasaklanan şeye ilgiyi artırır, algıyı kuvvetlendirir.

Bilinçaltı için, ekmeği yasaklıyorum, demek, hamur işlerine olan ilgiyi arttırmak demektir. Neyi yasaklarsan bilinçaltında onu tekrarlayarak kodlamış, güçlendirmiş ve iradenin bittiği an yaşamına çekmiş olursun. Yasaklar listesi yerine, yapmak istediğin şeylerin listesini yapmalısın. Her türlü yasağın çağırıcı özeliği vardır. “Pasta bana yasak, sakın ha pastayı düşünmeyeyim, ben pasta yemeyi pazartesi bırakacağım, pasta kilo aldırır, o yüzden artık pasta yemiyorum,” gibi sözlerle bilinçaltına pasta resimlerini göndererek pasta düşüncesinin kuvvetlenmesini sağlarsın.

Öz bilinç tüm dünyada yaşayan insanların bedenlerinde eşit çalışır. Bedenin doğaldır ve onun kendi yasaları vardır; zihinle bedene konulan yasaklar, insan aklıyla üretilmiştir. Bedeninin öz ihtiyaçlarına yasaklar koyarsan, bir süre sonra, bedenin senden öç alır. Bedenin sinyalleri sana şişmanlık, hastalık ve yaşlanma olarak geri döner. Denizin şiddetli dalgalarına karşı değil, onunla uyum içerisinde ve onun yönünde yüzebilirsin.

İçe dönük çalışmalarını arttırdıkça, zihin ve beden arasındaki iletişimi, barışı ve uyumu sağlar, beden sinyallerini fark etmeye başlar ve doğal dengeni otomatik olarak sağlarsın. Yasaklar bedenin doğal ritmine uygulanan bir baskıdır, sonuç vermez. Ancak bedeninin doğal ritmine uygunluk göstererek sonuç alabilirsin. Bilinçaltı yasakları kıtlık dosyaları ile ilişkilendirir, bu durumda kıtlık bilinci otomatik olarak stok yapar. Stok genetik bir düşüncedir, mağara insanı dönemine dayanan yokluk ve kıtlık bilinci günümüzde bazı insanlarda etkisini göstermektedir.

Eşya biriktiren insanlar vardır, eşyalarının bir gün bir işe yarayacağını düşünerek ya da kıtlık bilincinden dolayı biriktirirler. Bu bedende yağ biriktirme ile aynı inançtan ortaya çıkar. Bu konuda bir atasözümüzün etkisi büyüktür: Sakla samanı gelir zamanı. Bu atasözü çağımızda etkisini yitirse de inanıp kabullenenlerde etkisi devam etmektedir. Bedene yasak koyarsan, bir gün mutlaka senden öcünü alır.

Yazan Deniz Egece “Zayıflamada Son Söz” Kitabından…

Paylaş

Yorum yaz

Lütfen yorum yazın
Lütfen adınızı buraya girin