113’lük Zeliha Nine tıbbı şaşırttı!

113 yaşındaki , gençlere taş çıkarttı! Kan değerleri 30 yaşındakı bir insanla aynı çıktı. Hayatında hiç doktora bile gitmeyen süper nine, sırrını açıkladı: Az yemek, bol su içmek, hareket etmek…

Süper nine

Kırklareli’nde yaşayan 113 yaşındaki , tıp dünyasını şaşkına çevirdi. Her gün 1 kilo şeker yiyen ve çevresinde ‘Şeker teyze’ olarak bilinen Çetiner, yaşam enerjisi ile dikkat çekti. Hiç doktor yüzü görmediğini söyleyen Zeliha Nine, uzun ömrün sırrını da verdi. “Az ve yavaş yemek yerim.  hiç tüketmem. Bol bol yürüyüş yaparım, çok su içerim” dedi.

VÜCUT YAŞI 30 ÇIKTI
Zeliha Nine’yi muayene eden İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Erk, ilk kez böyle bir hastayla karşılaştığını söyledi. “Zeliha Nine’nin açlık kan şekeri; son üç aylık ortalama kan şekeri; kolesterol ve trigliserid değerleri normal. 30 yaşındaki bir insanın sağlık değerlerine sahip. Şeker Anne günde 4 bin kaloriyi şekerden elde ediyor. Şeker, öldürücüdür. Burada istisnai bir durum söz konusu ve istisnalar da kaideyi bozmaz” dedi.


113 yaşındakiZeliha Nine,kırmızı etyemediğini,süt ve yoğurduçok sevdiğinisöyledi.

Kaynak – Takvim.com

 

 – DENİZ EGECE’NİN YORUMU –

Zeliha nine yani şeker anne ya da şeker nine, 113 yaşındaki bu ninenin durumu tıbbı şaşırttı. Aslında tıbbın şaşıracak bir tarafı yok elbette. Günde 1 kilo şeker yemenin bir manası yok. Yani miktar her şeyde yararlı ve zararlıdır.

Fakat şu açıdan bakmamız çok önemli. Burada şaşıracak bir şey yok. Kişi eğer 3-4 kilo yemiş olsa zaten zararlar ortaya çıkacaktır. Ama 4000 kalori yiyip ve şişmanlamamasının sırrı az yemek yediğini söylüyor zaten. Şekeri daha çok sevdiğini söylüyor ama asıl olay çok yürüdüğünü hareket ettiğini, hareketi sevdiğini söylüyor ve su içtiğini söylüyor. Habere dayanarak bu yorumu yapıyorum. Kendisiyle görüşmüş değilim.

Şunun altını çizmek lazım bunda şaşırılacak bir konu yok aslında. Burada aslında küçük yaştan beri şekere karşı olan tutkusundan dolayı yeme miktarını azaltmış. Fakat daha çok şeker hakkında olumlu düşünmesi ve şekerin sayesinde popüler olması, şekerle ilgi görmesi, büyük bir ihtimalle genç ve küçük yaştan itibaren şeker hakkında olumlu inanması ve bu olumlu inancı, onun bedeninde olumsuz bir şeye dönüşmediğini ispatlıyor.

1 kilo miktar çok fazla ama belki de tam sınırında bir miktarda besleniyor. Yani elbette her şeyin fazlası mutlak zarar verir ama düşünce ve inanç gücümüzün de etkisi olmasının sınırlarına dayanıyor.

Yani Şeker nine bu düşünce ve inancına sahip olsa da 3 kilo yediğinde mutlaka bedeninde zarara sebebiyet verir. Yani maddenin, gıdanın miktarı arttıktan sonra inancımızın gücü azalır, etkisini kaybeder. Ama inancımızın gücü de maddenin miktarını belirli seviyelere kadar etkisizleştirir. Bu çıta çok önemlidir. Yani bilimsel olarak açıklanması gereken veya yorumun kendisi bu olmalıdır. O yüzden 113 yaşında (Allah daha uzun ömür versin).

Ben bugün sabah baktım yaşadığını düşünüyorum hala herhangi bir ölüm haberlerine rastlamadım. Çok dikkatimi çekti çünkü bütün tıp, yani bizim doktorlarımız söyledi diye söylemiyorum bunu bütün Batı tıbbının da zaten yaygara yapılan şey üç beyaz şeker, un, tuz gibi zararlı olduğunu, hatta bizde birisinin bizdeki bir bilimadamı veya kadını sürekli şekerin bir zehir olduğunu, uyuşturucudan daha kötü olduğunu savunurken aynı kişiler ilaç sanayisi olarak insanlara sürekli ilaç vererek yani uyuşturucu vererek bir yandan şekeri kötüleyip bir yandan ilaç vermeleri (yani uyuşturucu vermeleri).

İlacın içindeki uyuşturucudan bahsediyorum. Bu bir çelişki bence. O yüzden şekeri kötülemek yanlış. Şekerin zararlı olduğunu iddia etmek yanlış. Bu niyetle inançla alakalı bir şey, bakış açısıyla alakalı bir şey, niyete olan yaklaşımla alakalı bir şey. Yani şekere olan yaklaşımı.

Miktar elbette tasvip edilecek bir şey değil. Yani bunu ben söylerken bir kilo şeker yiyin anlamında sakın söylemiyorum. Öyle bir yorumum da yok. Burada inancın etkisini çok net görebiliyoruz.

Söylediği kadarıyla az yemek yiyorum diyor. Yani bu 4000 kalorilik aldığı besin daha çok şekerden aldığına inanıyorum ben, yani bir takıntı aslında bu da bir hastalık yani bir şeker takıntısı. Ama burada şunu anlatmak için bu habere öncelik verdim. Burada bir gıdanın bedenimizdeki etkisi.

Diyeceksiniz ki belki hani bu şeker ninenin Zeliha Çetiner’in belki biyolojisi farklı diyeceksiniz. Öyle bir şey yok. Bizim dünyada yaşayan herkesin biyolojisi %99.999 gibi bir oranla eşit fakat metabolizma gücü ve hızımız farklı. Yani oda kas yapımızla alakalı bir şey. Günlük stres, gerginlik, düşünce tarzımızla etkileşime giren metabolizmamız değişebilir ama kas yapısına bakarsak bir kadındır. Diğer kadınlar kadar bir metabolizma yapısı var diye düşünebiliriz. Yani çok böyle uçuk bir fark yok. Bu kadın özeldir işte. Bir kilo şeker yiyor. Bu sihirli bir bedene sahip gibi bakmak çok hatalı bir bakış açısı olur. O yüzden bilim dünyası şokta falan değil. Bilim dünyası bunu çözemiyor anlamında ise bilim dünyası düşüncenin, niyetin ve inancın madde üzerindeki etkisini anlayamamış daha diye bakmamız gerekiyor. Bunu kavrasa bilim dünyası zaten bunun cevabını veriyor olacaktı.

Fizik kanunlarına göre gözlemci gözleneni etkiler. Yani bizim Zeliha Ninemiz çocukluğundan ve gençliğinden itibaren bir inanç sistemi oluşturmuş bilinçaltında ve böylelikle şekere bakış açısını, yaklaşımını devam ettirmiş ve herseferinde de doğal olarak yediği yiyecekleri istem dışı bilinçaltı bedenin de bunu olumlu tarafa dönüştürmüş ki 30 yaşında bir kadının yani iç organlarına sahip diye tıbbi açıklama var. Artı her gün yürüdüğünü söylüyor zaten yürümek, hareket etmek. Bu zaten işin ilacı. Bol bol hareket, sık hareket ve hareket halinde olmak işin gerçek sırrı. Hareket eşittir yaşamak diyoruz.