Pakistan ve Hindistan sınırında yaşayan, Hunza Türkleri Hun Türklerinden geliyor. Tamamen Müslüman olan Hunza Türkleri ortalama 110 ile 120 yıl yaşıyor. Burada 65 yaş yolun yarısı sayılıyor…

Kadınlar 65-70 yaş arasında anne oluyor, 100 yaşında ölenlere genç öldü deniliyor.

Hunza Türklerinin çok ilginç bir yanı da burada hiç kanser vakasının yaşanmaması… Bu Türkler kansere yakalanmadıkları gibi sık rastlanan psikosomatik hastalıklara ve diğer rahatsızlıklara da uğramıyorlar. Yolun yarısının 65 yaş olduğu bu toplulukta kadınlar, 65-70 yaşında doğum yapıyor.

Yüzyıllardır, yaşam hakkındaki düşünce biçimleri değişmemiştir. Modern hayatın izi olmayan bu yörede, toplum kendi içinde yaşıyor ve dış dünya ya kapalı olarak yaşıyor.

Hunza kadınları çok sağlıklı ve formdalar, 65 yaşlarına kadar sorunsuz bir şekilde doğum yapabiliyorlar. Avrupa, Amerika ve Türkiye’de 65-70 yaşlarında olan kadınlara Nine olarak tanımlanırken, doğum yapabilmeleri mümkün değildir.

Hunza Türkleri Yeryüzün en sağlıklı ve en uzun yaşayan insanları olarak görülmektedir. Modern tıp ve farmakoloji kapıları kapalı olan bu topluluk, 100 yaşından daha fazla yaşamaktadırlar. 160 yaşına kadar hiç hasta olmadan yaşayan insanlar da var.

Bilim adamlarının dikkatini çeken bu ömür süresi onların burada araştırma yapmaya yöneltmiştir. Bilim adamlarına göre bunun nedeni, denizden 6 bin metre yükseklikte yüksek oksijeni olan bir bölgede bulunmaları. Buz gibi temiz su içip, kendi ekip biçtiklerini doğal yiyeceklerinden kaynaklandığını savunmuşlardır.

Yöre halkının beslenme çeşitlerine bakıldığında;  Arpa, darı veya karabuğday, baklagiller, sebze ve fındık. Süt, yumurta ve peynir. Et ve baharatlı yemekleri çok ünlüdür. Sadece kendi ürettikleri sebze ve meyveleri tüketiyorlar. Yaz aylarında gıdaları genellikle çiğ ve ham tüketiyorlar. Kışın genellikle de kuru gıda yiyorlar. En önemli tükettikleri yiyeceklerden bir tanesi de Kayısı.

Bilim adamlarının bulduğu bu bulgulara bakılırsa, bu tarz besinlerle beslenen, aynı eş değerde yüksek bölgelerde yaşayan, on binlerce farklı halkların olduğu da ayrı bir gerçektir. Aynı bölge şartlarına sahip farklı halklarda 120 yaşlarına kadar yaşayan ve 70 yaşlarında doğum yapan hiçbir bölge yoktur.

Bana göre hiçbir şekilde beslenme ya da temiz hava şartlarından kaynaklanmamaktadır. Elbette temiz havanın ve doğal besinlerin yenmesinde fayda vardır. Ama bunlar etki eden asıl faktörler değildir.  Hunza Türkleri hakkında yaptığım geniş araştırma sonucunda şu bilgilere ulaştım ve kendi yorumlarımda sizlere paylaşmak istiyorum.

Öncelikle Modern Dünya ve çevreden izole olmalarından dolayı, eski düşüncelerinde, inançlarında, değer ve algılarında tahribat olmamıştır. Hunza Türkleri yaşamdan ve bedenlerinden anladıklarını uzun yıllar nesillerden nesillere taşımışlar. Uzun yaşamalarının sebebi ise hayata ve bedenlerine baktıkları ve inandıkları yaklaşımlardır. Yaklaşım ve anlayışları da, uzun yaşamaya neden olan bilgi ve davranışlar içermektedir. Aynı bölgesel şartlara ve aynı besinlere sahip olup, farklı hayat şartları ortaya çıkıyorsa bu faklı düşünce, inanç, algı ve davranışlardan kaynaklandığı anlamı kazanır.

Öncelikle çok hareketli bir topluluk, günlük yaşamlarında yürümek çok yer teşkil etmektedir. Sık sık soğuk suyla duş alıyorlar ve vücutlarının sertleşmesinin ve genç kalmalarının sırrının soğuk suyla yıkanma ve suya dalmalarına neden olduğuna inanıyorlar.

100 yaşının üzerinde yaşamanın ve 65 yaşlarında doğum yapmanın normal olduğuna inanıyorlar, başka nasıl olacak diyorlar.  Genel olarak her biri gerçek yaşlarının çok altında görüntüye sahipler. Hareketli olmak yaşam şartlarının olmazsa olmazlarından, hareketli olmak gelenek ve göreneklerinde temelini oluşturuyor. Ölümden korkmuyorlar ve ölüm hakkında pek gündemde olan bir şeyleri yok. Ölülerin arkasından yas tutmak ya da uzun uzun ağıtlar yakmak geleneklerinde yok. Doğan çocuklara çok önemsiyorlar ve doğumla ilgili adetleri oldukça fazla.

Şükür etmek ve olaylara olumlu yaklaşmaları tüm geleneklerinde mevcut. Neredeyse düşmanlık, kin ve nefret yok denilecek kadar az. Basit ve sade bir yaşam tarzları var. Sevgi, neşe sevinç, kahkaha günlük hayatlarında her alanda yaşıyor ve yaşatıyorlar.

Kapitalizm yok, o yüzdende gelecek korkuları ve endişeleri yok. Yörede neredeyse işçi ya da patron bulunmuyor, herkes kendi işini kendi yapıyor. Yaşlılar bile gençlere iş buyurmuyorlar, kendi işlerini kendileri yapıyorlar. Modern dünyadaki stres yok ve yaşamla ilgili baskı yok. Müslümanlığı anlayışlı, sevgi ve barış yaklaşımları ile yaşıyor ve yaşatıyorlar. Yaradan’dan korkmuyorlar, ona sevgiyle bakıyorlar. Gençlere ve yeni nesillere korkutma, yasaklama ve kısıtlama gibi baskı uygulanmıyor.

Modern dünyadan uzak ve iletişimin olmaması, yeni doğanların oradaki insanları modellemesine neden oluyor. Dış dünyadan bağlantılarının olmaması yeni doğan nesillerin çevrede 120 yaşına kadar yaşayanları görerek yaşamın öyle olması gerektiği algılıyorlar. Kadınlarında 70 yaşına kadar menopoza girmeden çocuk doğurmanın normal olduğu algısına sahipler.

Beslenme konusunda çok özel besinler yedikleri söylenemez ama en önemli yemek adetlerinde beden acıkınca yiyorlar ve beden doyunca bırakıyorlar. Asla çok yemek ya da fazladan yemek yemiyorlar, bedenin ihtiyacı kadar besleniyorlar. Adetlerinde yemek ikramı ya da yemek konusunda sevdirici, özendirici ve miktarı artırıcı inanç ve yaklaşımları yok. Şişman bir Hunzalı bulmak neredeyse imkansız.

Said Abdul Mobudu 1832 doğmuş ve toplamda 160 yaşına kadar yaşamış.

Paylaş

Yorum yaz

Lütfen yorum yazın
Lütfen adınızı buraya girin