Show TV ekranlarında yayınlanan Haber programında, su içme hastalığına yakalanan Necla Teyze’nin hikayesi, sosyal medyada büyük ilgi gördü. Necla Teyze, “Su içmekten başka bir şey yapamıyorum” diyerek yetkililerden yardım istedi.

 

“EVİN HER YERİ SU ŞİŞESİ DOLDU”

Hayat hikayesini anlatan Necla Teyze, “66 yaşındayım ve durmadan günde 25 litre su içiyorum. 2009 yılında su içme hastalığına yakalandım. 10 yıldır durmadan su içiyorum. Başka hiçbir şey yapamıyorum. Gerçekten kötü durumdayım. Evin her yeri su şişesiyle doldu. 10 yıldır gitmediğimiz doktor kalmadı. Doktorlarda bu duruma bir çare bulamıyorlar. Sürekli su içtiğim için tuvalete gitme konusu da benim için büyük bir sıkıntı haline geliyor. Su içmekten günlük rutin işlerimi yapamaz hala geldim.” ifadelerini kullandı.

“ALLAH ŞİFA VERSİN GERÇEKTEN ZOR BİR DURUM”

66 yaşındaki Necla Teyzenin su içme hastalığı sosyal medyada da gündem oldu. Bir sosyal medya kullanıcısı, “Kadının haline gerçekten çok üzüldüm.” yorumunu yaptı. Başka bir sosyal medya kullanıcısı ise, “Allah şifa versin gerçekten zor bir durum.” yorumunu yaptı.

Kaynak : haberler.com

 – DENİZ EGECE’NİN YORUMU –

Nejla Hanım’ın 25 litre su içmesinin sebebinin altında yatan şey bir takıntı. Yani takıntı diye bahsettiğimiz; bir düşünceye sabitlenmiş olmasıdır. Nejla Hanım “Mutlaka 25 litre suyu içmem gerekiyor” dememiştir. Zaman içerisinde bedeni 25 litre su istemeye başlamıştır. 25 litre su içmem gerekiyor düşüncesine sahip olduğu için, uzmanların da söylediği gibi vücudu bu suyu tutmuyor gibi ifadeleri var. Yani 25 litre sanki onun bedenine ihtiyaçmış gibi bir vurgu var. Oysa ki günde 25 litre su ihtiyacı diye bir şey yok. Ama bu düşünce takıntısı yani bir düşünceye takılmış kalmış ve zaman içerisinde suyun ona iyi geleceğini, zayıf tutacağını düşünüyor. Su hakkında yorumu ve olumlu düşünceleri kafasında arttırmış. Bu da süreç içerisinde zamanla oluşan bir olay. 1 litreden 5 litreye, 5 litreden 10 litreye çıkarken, tabii zaman bunun içerisinde etken. Bu süreçte de kendisinin suyla dikkat çektiğini ve ilgi gördüğünü ve çevresinde su içme konusunda herkes bunu gündemde konuştuğu için istem dışı beyini bunu arttırmaya devam etmiş.
Dikkat edersek 25 litre suyu normal bir insan içtiğinde ne yapar? Vücudu çok büyük zarar görebilir. Çünkü miktar çok yüksek. Yani ödem yapabilir, boğulabilir, zehirlenebilir gibi… Beden burada normal bir insana hayatında az su tüketen, günde birkaç bardak ya da hiç içmeyen ya da birkaç litre içen birisi, birden 25 litre içtiğinde, bu onun bedeninde mutlak büyük bir tepkimeye yol açar. Bu hanımefendide çıkmamasının sebebi bu süreci adım adım artırmasından kaynaklanıyor.
Beyin aslında bir tür bilginin uzantısında su içmenin olumlu taraflarını kendine inandırarak zaman içerisinde bedenin şekil almasına, değişmesine ve adapte olmasına neden oluyor.
Haberde görüyoruz ki kadın bir kaç kelime konuşarak arkasından hemen su içiyor. O anda , bir tür kendini habere göstermeye çalışıyor. Röportajda kendisinin suyla tanınmasına, ilgi görmesine, dikkat çekmesine yani duygusal beslemesine sebebiyet veriyor. Aslında duygusal açlık var. Bu duygusal açlığını bazıları alkolle doyururken, bazıları gıdalarla doyururken bu kişide suyla bunu yapmış.
Tabii bunun bir başlangıç sebebi vardır. Fazla su içmeye başladığında ki olumlu düşünceleri, su zayıf tutuyor gibi fikirleri olabilir ya da çevresinin ona “suyu çok seviyor“ gibi telkinleri, ilgi görmesine ve sağlığını değiştirmesine, su tüketim miktarını arttırmasına sebep olmuş.
Görüyoruz ki 25 litre bile bir bedenin değişimi sonrasında kişiye zarar vermemiş. Tabi bunu hekimler, doktorlar bedenine verdiği zararı daha çok tespit edebilirler. Aslında burada beynin bedeni değiştirdiğini ve etkilediğini kanıtlıyor.