facebook sharing button

Nörobilim alanında 20 yılı aşkın süredir devam ettiği çalışmalar ve ortaya koyduğu eserlerle adından sıkça söz ettiren ve özellikle düşünce gücüyle zayıflama denildiğinde ilk akla gelen isim olan Deniz EGECE ile bilinçaltını konuştuk. Fakat bu defa çıkış noktamız kilolar değil evlilik oldu.

 

Merhaba Deniz Bey, bize kendinizden bahseder misiniz?

Otuz beş yaşına kadar fabrikatör ve iş adamıydım. Günün birinde işlerimi bırakarak tamamen kendimi keşfetmek ve tedavi etmek için çıktığım yolda, kendimi bilime ve araştırmalara adadım.

Uzakdoğu, Avrupa ve Amerika’da Nörobilim alanında özel eğitimler aldım. Aldığım eğitimlerden bazıları Yoga Teraphy, Kontaplasyon, Pilates, NLP, Hipnoz, Oto-hipnoz, Beslenme bozuklukları, Kuantum fiziği, Fotoğrafik hafıza,

Bilişsel terapi, Ayurveda, Reiki, Feng shui, Biyoenerji ve Nöroplastitsite, Epigenetizim ve Mentalizim. En son Harvard Üniversitesi NYFA’de bilinçaltını etkileyen subliminal ses ve ışık teknolojisi eğitimleridir.

“Eğitimle Kalıcı Kilo” ve “Eğitimle Kendi Kendine Kalıcı Tedavi” yöntemlerini geliştirdim. Türkiye, Azerbaycan, Almanya, İsviçre ve Amerika Birleşik Devletleri’nde, Deniz Egece Nörobilim Akademisi ve Enstitülerini kurdum. Sağlık sektöründe çalışan kişilerden oluşan eğitmenler yetiştirerek, çeşitli ülke ve şehirlerde “Yatılı Kamplar” düzenlemeye ve “Online Kalıcı Zayıflama Eğitimleri” vermeye devam etmekteyim. “İşitsel ve Görsel Bilinçaltı Kodlama Cihazlarını” icat ettim ve geliştirdim. “Uyurken Zayıflama, Müzikle Zayıflama, Subliminal Mesajla Zayıflama” ürünlerini icat ettim ve geliştirdim. “Zayıflamada Son Söz”, “%100 Kalıcı Zayıflama”,”Bilinçli Zayıflama”, ”Zayıflamada Değişim Süreci ”, “Zayıflamada Düşünce Molası” adlı kitapları yazdım.

 

 

Evlilikte bilinçaltı tanımını yapar mısınız?

 

Evlilikte bilinçaltı en önemli etkendir. Aile bireyleri birbirini tanımadan evleniyorlar. Sözde tanıdıklarına inanıyorlar. İnsanlar kendi bilinçaltlarındaki olumlu taraflarını flört sürecinde (sevgili, nişanlı) iyi yönlerini gösteriyorlar. Gerçekliklerini saklamaya çalışıyorlar. Üst bilinç, bilinçaltını bastırıyor. Ama evlendikten bir süre sonra bilinçaltlarındaki diğer bilgiler kişiye, “Nasıl olsa evlendim” diyerek doğal ortamında yaşamaya izin veriyor. Böylelikle ortaya farklı kişilikler çıkabiliyor.

Örneklemek gerekirse; fiziksel olarak insanlar karşı cinsin vücuduna, kaşına, gözüne, boyuna bakarak güzel kadın/ güzel erkek değerlendirmesi yapabilir, bedensel engeli varsa bunu rahatlıkla görebilir. Ancak bilinçaltındaki farklılık ya da psikosomatik durumları dışarıdan göremeyebilir.

Konuyla ilişkili olarak anlattıklarıma gelecek olursak; bilinçaltı evlilik öncesi ve sonrasında iletişimde eşlerin yaşam kalitesini etkilemektedir. Evlilik kurumu içerisinde eşler, gerek sosyolojik, gerek ekonomik, gerekse çevresel faktörlerin etkisinde kalır. Yaşam ortaklığından kaynaklanan farklı bilinçaltı şekillenmeleriyle istenmeyen durumlara sebep olur.  Bununla birlikte sağlıklı iletişim kuramayan bireyler zaman zaman şiddete maruz kalabilir, boşanmalara sebep olan durumlarla karşılaşabilirler.

Bilinçaltının uyumu, aile bireylerini nasıl etkiler?

Aile bireyleri farklı coğrafyalarda, farklı kültürlerde ya da farklı inançlarda olsa bile, bilinçaltı uyumu gerçekleştiği takdirde sağlıklı birliktelikler ortaya çıkacaktır. Bilinçaltı 12 yaşına kadar nasıl şekilleniyorsa ilk kök inançlar, çekirdek inançlar o zaman atılır. Bireyin sosyal çevresine bakış açısı ve dünyaya algısı kök bilgiler tarafından kodlanır. Eşler bireysel farklılıklarına saygı gösterdiğinde bu uyum daha fazla yaşanır. İyi/kötü kavramı olmadan farklı bilincini taşıyan bireyler toplum içerisinde emsal teşkil eder. Beslenmeden başlayarak insan ilişkilerine kadar 0-6, 6-12 yaş, anne-babasının ilişkilerini gözlemleyen bireyler, “Evlenince yaşam tarzı bu olmalı” diyerek bilinçaltına öğretileri kopyalar. Davranışların iki zıt kutbunu, kişinin yaşantısında görmek mümkündür. Aile kurumuna algısıyla, anne babasının toplum içindeki olumlu ya da olumsuz davranış alışkanlıklarını örnek alabilir. Zıt yönde bir tutum da geliştirebilir. Kısacası bilinçaltı kişilerin aile kurumunu oluşturma ve devam ettirme konusunda önemli etkiye sahiptir.

Bilinçaltı eğitimini farklı kılan nedir?

Evlilikte üzerinde çalışılması gereken şey ise bilinçaltlarını uzlaştırarak, yakınlaştırmaya çalışmaktır. Birbiriyle diyalog halinde olan eşlerin sağlıklı iletişim kurabilmeleri için haftalık 1 saat terapi amaçlı başka bir meslek grubuna ihtiyaç duyulmaksızın (psikolog, psikiyatr) birbirlerini ayıplama ve suçlama yapmadan dinleyip çözüm odaklı davranış sergilemeleri gerekir.
Farklı bilinç algısıyla birbirlerini dinleyen eşler, kısa süre içerisinde uzlaşabilir. Eşler, iletişim sonunda günlük tekrarlarla davranışa dönüşen kaliteli iletişim seviyesine ulaşırlar.

Eş adayları bu sohbetler sayesinde birbirlerini daha hızlı tanıma şansı bulurlar. Güçlü ve zayıf yönlerini fark ederek aile bağlarını daha sağlam kurabilirler.  Aynı bilinçle yetiştirdikleri çocukların da dünyaya bakış açısı ve aile kurumuna olan bağı sağlamlaşır.

Özetle, bilinçaltındaki bilgiler hakkında farkındalık ne kadar yüksek olursa evlilik kurumu da bir o kadar huzurlu ve yaşanılacak hale gelir. Bu farkındalığı kazanan aile bireylerinin davranışları topluma da emsal teşkil eder. Huzurlu toplumların ilk adımı, bilinçaltı eğitiminden geçer.

Deniz hocam, dergimize ayırdığınız zaman ve katkılarınız için size teşekkür ederiz.

Toplum doğru bilgiyle beslenir. Bilgiyi paylaşmak hayat felsefemdir. Bu diyalog benim için keyifliydi Goncagül Hanım. Sosyolog Dergisi’nin yolu açık olsun…

Röportajı Hazırlayan: Eğitimci/Sosyolog Goncagül ERGEN
Röportaj Konuğu: Nörobilim Uzmanı Deniz EGECE

Kaynak —> https://sosyologdergisi.com/kose-yazilari/evlilikte-bilincalti-egitimi.html

 

Ücretsiz Bilgi Alın