Neden Korkarız?

Korkuların temelinde endişelerimiz vardır. Kaybetme düşünceleri, en büyük endişeleri ve korkuları üretir. Güvenliğimizi kaybetmek, yok olmak, güç kaybetmek, toplum tarafından kabul görmemek, dışlanmak ve toplumu kaybetmek, sağlığı kaybetmek, ölüm kaybından dolayı endişeler…

Korkuların sonucunda üzüntü ve öfke ortaya çıkar. Olaylar istemediğimiz gibi gittiğinde kontrolü kaybettiğimizde, beklentilerimize uygun davranılmadığında öfke duyarız. Öfke ve üzüntüler de korkularımıza neden olan duygularımızdır.

Sevilen gıda ve beslenme alışkanlıklarını kaybetmek, onlardan ayrılmak korkuya neden olur. Rahat, monoton, aynı tempoda yaşama alışkanlıklarımızdan ayrılmak korku üretir. Kilo verme sürecinde bedenin değişmesi kontrolün elimizden gitmesi, başkalaşma duyguları, korkutur. Alıştığımız fazla kiloların bedeni terk etmesi korkutur. Beden şeklinin değişmesi korkutur, hareket alışkanlıklarından ayrılıp yeni hareketli alışkanlıklara geçiş korkutur. Monoton yaşamın yerine daha sosyal ve hareketliliğe geçmek korkutur. Rahatlığın bitmesi, değişim için emek harcama düşünceleri, değer verilen kişilerle yemek sofralarında yer bulamama korkusu, fazla kilolardaki en etken korku türüdür.

Korkular asılsızdır. Geveze bilincin ürettiği kişiye ait olmayan, fakat geçmişte deneyimlediği ya da başkaları tarafından söylenmiş başkalarına ait telkinlerdir. Güvenliğimiz ve yetersiz olduğumuza inanmaktan dolayı ebeveyn ya da başkaları tarafından söylenmiş telkinlerdir. Gerçek hayatta korkularımızı yaşamış olsak bile, bilincimizde taşıdığımız acıdan daha fazla zaman sürmez ve gerçekte de acısı daha az olur. Korkuların bilinçte canlı tutulması, tekrar tekrar yaşatılması, ilgi gösterilmesi de gerçek hayatta somutlaşmasına neden olur.

İstediklerini ve bildiklerini eyleme dönüştürememene engel olan da korkularındır. Korkuların ideal beden hedefine gitmenin önünde engel olan bir duvardır. Bir şeyi yapman gerektiğini bilsen de, korkuların yüzünden yapamazsın. Sahip olduklarını kaybetme endişesi, yeni sahip olacaklarının uzakta olması ve sana ait olmaması, endişeye ve karamsarlığa yol açar.

Korkular sadece kişiye ait olan özel inançların ürettiği duygulardır. Korkular, kişiden kişiye değişir. Korkularla yüzleşmediğin sürece etkisizleşmez, bilinçaltında çalışıp durur ve sürekli hedefe gidecek süreçte direnç olarak ortaya çıkar.

Yükseklik korkusu olan bir kişinin, paraşütten atlamasına onun korkusu engel olur. Kapalı bir kadının Allah korkusu, başını açma eylemini yapmamasına neden olur. Asansör korkusu olan bir kişinin, ellinci katta önemli bir toplantısı olsa da, toplantıya gitmemesine sebep olur. Kişinin iyi bir edebiyat bilgisi olsa da toplum önünde konuşmaktan korkuyorsa, sahneye çıkıp konuşamaz. Daha önce koşarken ağır bir sakatlık geçirip korktuysa, “koşalım”, dediğinde koşmaz. Güzelliği yüzünden tecavüze uğramış bir kişi, bedenini güzelleştirmek için eyleme geçmez ya da karşı cinslere güvenmez ve yaklaşmaz. Deneyimlenmiş ya da öğrenilmiş bir korku, kişinin eyleme geçmesinin ve hedefe ulaşmasının önünde bir engeldir.

  Korkular, kişinin her hangi bir konu hakkındaki bilgilerinin yıkıcı, negatif ( olumsuz) içeriklerine ilgi göstererek odaklanılmış olma durumunun sonucunda ortaya çıkar. 

Şişmanlar, sahip oldukları fazla kilolarını ve fazla kilo almaya neden olan alışkanlıklarını kaybetmekten korkarlar. Sahip oldukları mevcut, kişilik ve kimliklerini kaybetmekten korkarlar. Fazla kiloları kaybettikten sonra, başlarına gelecek durumdan ve o duruma hâkim olmadıkları için korkarlar. Korkular, endişeler ve kaygılar stres üreterek kişinin harekete geçmesini ve istenen hedefe gidecek eylemlerin yapılmasını engeller.

Yazan: Deniz Egece. “Zayıflamada Değişim Süreci” kitabından alıntıdır.

Paylaş

Yorum yaz

Lütfen yorum yazın
Lütfen adınızı buraya girin