Zihinsel beslenmekle bedensel beslenme arasında çok keskin ve net bir çizgi vardır. Zihin egonun ürettiği sonuçlarla beslenebilirken, beden sadece özün ürettiği sonuçları tanımaktadır. Beden zihnin baskıcı yapısından dolayı beslenmede karar veremezken, beden zihnin verdiği kararlara mahkumdur. Sonuçta zihin beslenme şekline göre bedene hizmet edebilmektedir. Zihin seçimleriyle bedene sonuç üretmektedir. Bedenimiz var oluşumuzdan dolayı bedensel beslenme uygulamasına sahipken, zaman içerisinde zihinsel beslenmeyi öğrenir ve ona mahkum olur.
Zihninin arzularıyla değil, bedeninin ihtiyaçları doğrultusunda beslendiğinde, beden asla kilo almaz. Zihin bedenden ayrı zaman dilimlerinde yolculuk yaparken, bedenin doyduğunu fark etmeyerek bedenin fazla beslenmesine sebep olur. Zihin nereye giderse, bedeni de oraya götürür, zihin neye inanırsa beden de onun inancını gerçekleştirir. Hedeflenen beden, zihninin bedeninle barışmasıyla mümkündür. Zihin bedene saygı göstermesini öğrenmeli, bunun farkına varmalıdır. Yapman gereken zihnine, bedenin ihtiyaçları doğrultusunda seçim yapmasını yeniden öğretmek ve onu güçlendirmektir.Hipnoz altında olan kandırılmış ve uyutulmuş zihin bedenine ihtiyacını sormadan, bedeninin sinyallerini dinlemeden, çevrenin ve egonun doğrultusunda hizmet ettiği için kilo alınır. Uzmanları dinlemek yerine bedenin sinyallerini dinlemeye ağırlık verirsen sorunun çözüleceğini göreceksin. Bunun çağımızda zor olduğunu düşünüyor olabilirsin, ama hayvanların ve bebeklerin bunu enerji sarf etmeden yapabiliyor olmalarına ne dersin? Garip ama bir zamanlar sen de bedensel beslenme yapıyordun.Önemli olan uzmanların anlattıkları değil, bedeninin anlattıklarıdır.
Doğduğunda zihnin bedende etkisi yoktu. Egonun olmadığı yerde bedeninin krallığı hakimdi.
O zamanlar natürel denge ayarların düzgündü. Bu dengeyi bozduğun için kilo aldın. Hiçbir bebek fazla kilolu değildir, nadiren kilolu görünen çocuklarsa annenin zihninden etkilenenlerdir. Beslenmeden önce, bedenine sor ve onun cevabını dikkate al. Bedeninin doğru enerjilere ihtiyacı var, bedenini en doğal besinlerle besledikçe bedenin sana mutluluk verecek ve fiziksel güzelliklerini ortaya çıkartacaktır.

Beden doğal besinler ister ve bunlarla doyar. Eğer senin canın o anda endüstriyel besinler çekiyorsa, bu zihinsel bir durumdur. Sen, o ürünleri daha önce birlikte tükettiğin ebeveyn, sevgilin ya da arkadaşlarınla olan ilişkine özlem duymaktasın. Bu bedenin can çekmesi değil, zihninin acıkmasıdır. Zihinse asla doymaz, acıkan ve doyan bedendir. Beden doğal besinleri yediğinde doyar, beden bir armut yediğinde doyar, üçüncü beşinci armudu istemez, ama pasta yediğinde doymaz, bir dilim ya da bir bütün pasta yersen de doymazsın. Üstelik bir dilim pastayla bir bütün pastanın tadı aynıdır.

Senin bedenin değerli, eğer sen bu bedenin değerinin farkında değilsen toplumsal telkin altındasın demektir. Sen eğer bedeninden daha değerli olduğunu düşündüğün bir şeye değer ve ilgi veriyorsan, o zaman o güzelleşecektir. Ama şunu da aklında tutmalısın, değer verip büyüttüğün, güzelleştirdiğin ve sahip olduğun şeyi hangi bedenle yaşamın içersinde kullanacaksın?

Bedeninin değersiz olduğunu düşünüyorsan, benim sevgi ve şükran içersinde yazdığım değerli kitabımı okuma!
Değer verdiğin, farklı şeylerin peşinde koş. Bu kitabın özü zaten senin bedenine olan ilgisizlik ve değersizliğinle doğurduğun sonuçları anlatıyor. Bedeninle çatışarak ve yasaklar koyarak bu sorunu asla çözemezsin. Bedeninin güzelliğini, sadece sevgi ve şükranla çözebilirsin. Zihnin bedeninle barışmalı ve onun sinyal ve ihtiyaçları doğrultusunda seçimler yapmalıdır. Zihnine de, bedenine de varlığının farkındalığını kazandırmalısın.
Zihin ve beden arasındaki çatışmadan, beden şekil olarak zarar görürken, zihin de bir ömür boyu mutsuz ve huzursuz olacaktır.
Deniz EGECE…ş2s